Ana içeriğe atla

Tayga’nın Ruhu



Her şeyini bir ruhu vardır.
Umursamadığınız sokak kedilerinin, köpeklerinin.
Geçen aylarda balkonumu mesken tutan cırcır böceğinin.
Her şeyin ruhunu fark edebilmek için ruhunuzun rehberliğiyle doğru yaşam tarzı yaşamanız gerek.
Aksi halde ruhunuz rehber değildir. Rehber olan zaaflarınız ve bağımlılıklarınız ve sizi ele geçiren kötü her şeydir.
İnsanları gerçekten sevebilmek için kendinden kurtulmalı insan.
Gerçekleri görebilmek için.
İlerlemek için dediklerimi yapabilmeniz için en çok kendi içinizde, sisteminizde bilinç altınızda çalışmanız gerekiyor.
Ben sürekli, olarak bunu aparım.
Dışarıda bir şeyleri değiştirmek için çabalamam.
Tayga ormanı nedir bilir misiniz?
Çoğunuz bunu duymamıştır.
Çok meraklıyımdır ve hep araştırırım.
Tayga, ormanla kaplı dağa verilen isim Yakutça “orman” sözcüğünden gelir. Bu sözcük Ruslar tarafından kuzey yarımkürede, özellikle Sibirya’da tundranın bittiği yerlerde başlayan soğuk, bataklık ve ormanlık bölgeleri tanımlamak için Altay dili Şor lehçesinde tayγa kökenli taĭgá terimi kullanılmıştır.
Yazdığım romanların birinde mekan olarak Tayga ormanlarını kullandım.
Bazı şeyler beni kendine mıknatıs gibi çeker.
Tayga böyle bir şeydi.
Öyle bir ormanda olmak isterdim ve bunu roman kahramanını o ormana sokarak yaptım.
Yazarlığın güzelliği böyle şeylerde.
Hayalini yazıyorsun.
Her şeyin bir ruhu vardır.
O şeyin ruhuyla temas kurman lazım. (o halde ilerleyebilirsin hayatta
Ben bunu çok uzun ve acılı yıllardan sonra keşfettim.
Her günüm ruhumun öncülüğünde geçer.
Her saniyem.
Bir teleskopum var.
Ruhun başına gelecek her şeyi bilir.
Gelin siz siz olun Tayga ormanlarının ruhunu hayatınıza taşıyın.
Öyle anlamlar inşa edin geleceğinizde.
Şimdi’nizde.
Gelin şu ayazlı, karlı, yağmurlu kış günlerinde sokak insanlarına, hayvanlarına mama yardımında bulunalım.
Tayga ormanlarını romana yerleştirdiğim zaman, yıllar önce.
Dio – Holy Diver [HQ – HD] Remastered
Dinliyorum, Tayga ormanları kalbimi çalmış. Şarkıda Tayga’dan söz ediliyor.
Romanı nasıl bir aşkla yazıyorum; inanılmaz bir his.
Bunu en iyi heavy metalciler anlar.
O romanı bir yayınevine hiç yollamadım.
Bir ara yollarım.
Ormana gidin.
Arayanlara derim ki: Ormana gidin!
Tanrı’yı arayanlara derim ki: Ormana gidin!
Elementlerin orada.
Sonsuz huzur ve mutluluğunuz.
Yeşille, ağaçlarla, çimenlerle, upuzun otlarla temas edin.
Çıplak ayakla toprağa basın.
28 Aralık 2019 Cumartesi
İsa Kantarcı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kediler ve İnsanlar

Edebiyat alemime “Kediler ve insanlar” adında çok kısa bir öyküyle adım attım. E edebiyat dergisi’nde yayınlandı, o dergiyi kaybettim, hikayeyi bulan bana atsın lütfen. Kedilerin zihniyeti küçük şeyler üstüne kuruludur, bir lokma yiyecek, biraz su. Her zaman kedilerim oldu, araba çarptı, kayboldular, hastalanıp öldüler filan. Taklacı güvercinlerim var, gece 3, 4 gibi uyanırım, sabah ayazında balkonda elimde küçük tencereyle şehriye ya da yoğurt çorbası içerim, bayılırım çorbaya. Yağmur yağar, acayip soğuk bu aralar hava. En sevdiğim yağmurlu havalardır. Bazı geceler gecenin 3’ü gibi gezmeye çıkarım kimi yollarda. Kedileri fark etmeye başladım kümesin orada, duvardan atlayıp bahçeye giriyorlar. Kediler kümesin önüne gidiyor, mahallenin kedileri. Birini ben büyüyüm, ala bir kedi, erkek, nerde olursam olayım beni tanır ve miyavlar, çok güçlü bir bağımız var. Yanımda sürekli kedi maması taşırım ve ona veririm, bu kedi mahallenin uzak çevrelerini turlar, ara ara gelir biz...

Kafası Bulut Kızlar

(rüzgarı özgür ruhun ve kalbin olacak) (içinde koruduğun çocukluğun) Aklımızı uyuşturuyorlar. Aklını pembe bir ata bindir Ve kıçına şaplağı indir. Tramvaylar kızlarla dolu. Kalpleri harikulade şeylerle dolu Hep onlara denk gelirim Asla belli etmezler hazinelerini. Genelde yaşları küçük kızlar bunlar. Süsleri hiç yok. Gizli bir vaha gibiler. Ben onları nasıl fark ediyorum:? Çırılçıplak ve ceviz yeşili. Onların ne müthiş hazineler barındırdığını asla anlayamazsın, hissedemezsin, fark etmenin bir imkanı yok. hayat ve sistem ve yetiştirilme koşulların sahip olduğun yaralar sahip olduğun kalıplar onları görmeni engeller Güzelim fidan gibi gencecik kızları avlıyorlar Kendilerine mürit ediyorlar O kızlar kalpleriyle kucaklıyorlar hayatı Ruhuyla bakıyorlar. Onlardan her biri için yenilmez ordularla savaşlara girerim Her biri ölme değer çünkü. Taşıdıkları orman çığlığı ışık için Kendimi yok ettim Onlar için Onlara baktım Uzun...

The Gentlemen

Centilmenlik … Yoga yaptım. Çatırdattım bazı yerlerimi. Tepeye gittim. Kuş İçin. Yolda önümde biri vardı; tanımadım. Yanından geçip giderken laf attı tatlı biçimde: Kutuda kuş mu var?” Başımı çevirip baktım ona. “Hayır.” Tanıdım onu: Kuşçu arkadaşımın bir akrabasıydı: Bay F. Daha önce sohbetimiz olmuştu. Sarışın, yeşil gözlü, ufka tefek biri. 25 yaşında olmalı. Yan yana ilerlerken içini dökmeye başladı. Hapis yattığından söz etti. Meraklandım. Soru yağmurum başladı. Yolu gösterdi: “Burada araçla geçiyordum.” Arabasına çarpmış bir genç. Çıkmış bakmış aracına, “ne yaptın?” demiş. Öteki de; “sen ne diyon lan” demiş. Ayar olmuşlar. Hırlaşma. Bay F. olayı kabaca anlatıyor, ben canlandırıyorum kafamda. Yan yana ilerliyoruz. Çarpan, aracının arkasına tüfeği almaya gidecek. Bay F. durumu sezip onun ayağına sıkıyor. Hapis yatıyor. Çarpan gencin diz kapağı alınıyor, topal kalıyor. Bay F. az ileri gitti ve bana döndü, durdu, ...