Ana içeriğe atla

Ruhunun Sesine Kulak Ver



Mekanların sihri vardır.
Yine çok kısa bir yazı olacak.
Bana bu yüzden gıcık kapanlar olmasın.
Yazı uzadıkça bitirememe durumu oluyor bende çünkü.
İnsan ruhunu nerde hisseder?
Onu insanların arasında hissedemezsin.
Her şeyden, özellikle insanlardan kaçmalısın.
Kimsenin olmadığı bir yere gitmelisin.
İnsanların olduğu yere gidersen zaten belli bağımlılıklarını tatmin etmek için gidersin.
Kız bulmak için. Kızlarla sohbet için. Erkek arkadaşlarınla sohbet etmek için. Kızları seyretmek için. İçmek için.
Hepsinin dışına çıkman gerek. Çünkü bağımlılıkla hareket eden ruhunun nehir özgürlüğünü bulamıyor, o bilgeliğin pırıltısını kanında, kanının akışında kelebek ya da bebek biçiminde hissedemiyor.
Mutsuz oluyor. Mutlu olacağım derken. Daha kötü hale geliyor. Bela kapıyor virüs gibi. Yeni belalar. Çünkü bağımlılık kalpte bir delik taşımak demektir, doldurmaya çalıştıkça delikten enerji kaybediyorsun. Deliği kapamanın yolu yalnız kalmak. Bağımlılıkların dışına çıkmak. Ruhun sesine kulak verebilmek için yalnız kalmak şart. Ruh her şeyi bilir. Onu takip edersen, duyarsan sesini. Duymak için çaba gösterirsen.
RUHUN GIDASI DOĞADA GİZLİDİR!
Bazı kızlar bazı adamlar sezgisel olarak bunu bilirler ve doğaya koşarlar, doğada gezmekden bu yüzden çok mutlu olurlar. Doğa dedim de, sahil mesela, park…
Orman!
İsa Kantarcı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KÖYLÜ… KIZ KEZBAN

  KÖYLÜ… KIZ KEZBAN     Sabahın erken saatleriydi, bölgede 3 gündür kar fırtınası vardı, yoğun rüzgarla kırbaç gibi yağan ince kar insana nefes aldırmıyor, her şeyi zora, ister istemez kanlı bir mücadeleye sokuyordu. Dağın yamacında 3 kişi kaplumbağa gibi ilerlemeye çalışıyordu, dizlerine kadar kara batmışlardı, bu üç adam elektrik onarım arıza ekibiydi, adamlardan biri çok öndeydi, yumuşak ve derin karda ilerlemekten nefes nefese kalmışlardı ve tamir çantası, ve boyunlarına asılı halatlar vardı, elektrikleri kesik olan köye ulaşmaya çalışıyorlardı. Ölüm tehlikesi altına çok zahmetli bir yürüyüşten sonra yamacın bir noktasında elektrik direkleri göründü, gri renkli dört ayaklı elektrik direkleri, Sibirya’daki evler gibi buz tutmuştu, saçaklar oluşmuştu, antik çağlardan bir kesit gibiydi, ya da buzul çağından. Yakında bakımsız; ama sert bir köpek, bir kadın ve bir adam göründü, ekibi bekleyen köylüler. Arıza olunca bu ekip kar fırtınasında bile, çığ altında kalma...

HER KIZ BİR GEYİKTİR ASLINDA ÇOCUKLUKTAN GERİ KALAN Ve HATIRLANMAYAN

Her Genç Kız Yasa Dışı Bir Örgüttür Aslında Bazı kızlar babalarının izinden gider. Babalarının kaderini yaşarlar. Anneleri ise canavardır, anneleri onlar için cehennemdir. En fena cehennemi hazırlarlar kızları için. Farkında olmadan. Kızın bütün yapması gereken farkına varmasıdır. Ne istiyor, ne yapmak istiyor, hayatta nereye gelmek istiyor? Hissettiklerine, düşüncelerine uyması gerekiyor. Kız ne yapması gerektiğini yaşayarak, acı deneyimlerden geçe geçe öğrenir. Kendi doğrusunu zamanla bulur. Hata yapa yapa bulur doğrusunu. Ki aileler hata yapmamasını ister kızlarının oğullarının. “Aman bizi utandıracak bir şey yapma, rezil oluruz.” Asıl düşman kimdir, nerededir? İçerdedir. Anne ve babanın tutumları. Katılıkları! Kızı baskı altına almaları, saygı denen şeyi hiç bilmemeleri. Bazı kızlar müthiş bir ışıkla doğar. Onlar çok büyük iyilikler yapmak için yaratılmışlardır. Onlar seçilmişlerdir. Bazısının elinde zikirmatik vardır (tramvayda gördüm...

Kediler ve İnsanlar

Edebiyat alemime “Kediler ve insanlar” adında çok kısa bir öyküyle adım attım. E edebiyat dergisi’nde yayınlandı, o dergiyi kaybettim, hikayeyi bulan bana atsın lütfen. Kedilerin zihniyeti küçük şeyler üstüne kuruludur, bir lokma yiyecek, biraz su. Her zaman kedilerim oldu, araba çarptı, kayboldular, hastalanıp öldüler filan. Taklacı güvercinlerim var, gece 3, 4 gibi uyanırım, sabah ayazında balkonda elimde küçük tencereyle şehriye ya da yoğurt çorbası içerim, bayılırım çorbaya. Yağmur yağar, acayip soğuk bu aralar hava. En sevdiğim yağmurlu havalardır. Bazı geceler gecenin 3’ü gibi gezmeye çıkarım kimi yollarda. Kedileri fark etmeye başladım kümesin orada, duvardan atlayıp bahçeye giriyorlar. Kediler kümesin önüne gidiyor, mahallenin kedileri. Birini ben büyüyüm, ala bir kedi, erkek, nerde olursam olayım beni tanır ve miyavlar, çok güçlü bir bağımız var. Yanımda sürekli kedi maması taşırım ve ona veririm, bu kedi mahallenin uzak çevrelerini turlar, ara ara gelir biz...