Ana içeriğe atla

Esir Alınmak





(hiç düşünmediğiniz bir şeyden, bir sırdan söz edeceğim size)
Perdeyi aralayacağım.
Biriyle muhabbete girersin, başlar anlatmaya bir şeyler.
Bana böyle böyle yaptı,
Ben ona iyilik yaptım.
Adam güzel güzel anlatır.
Ya da bu bir genç kızdır, başına gelen tonla can sıkıcı şeyi anlatır.
Bana dostlarım ya da yeni tanıştığım insanlar böyle şeyler anlattıklarında ses etmeden, sözlerini kesmeden onları dinlerim.
Hiç araya girmem.
Haksızlığa uğramışsın vs, demem.
Sadece dinlerim.
Bakarım yüzüne sevgiyle.
Dinlerim sadece.
Onu anlamak değil de; ruhumla, kalbimle dinlerim.
Üzülürüm; ama buna takılmam.
Can kulağımla dinlerim desem en yerli yerinde olanı.
Onun trajedisine kendimi kaptırmam.
“Yahu neden böyle yapıyorlar. Yaptılar?” diye düşünmem.
Mutlaka başına gelmiştir dediklerim.
Dert babası mıyım, neden gelirler de bana anlatırlar diye düşünürsün.
Karanlık ve can sıkıcı onca şeyi neden dillendirirler? Bırak be kardeş; geçmişte kalsın.
Arkadaşlar, neden böyle anlatma ihtiyacı hissediyorlar? Sizce neden?
Bir şey olur patlarlar adeta.
Çöp dökecek ağzına kadar dolu kamyon misali.
Bilirsiniz molozları ve başta çöp türünden şeyleri şehir içinde bazı arazilere bırakırlar geç saatte. Çünkü şehir dışına gitmek masraf gerektirir.
Neden bize berbat onca şeyi anlatma ihtiyacı hissediyorlar?
Püf nokta şu, işin sırrı şu: Canları yanmış.
Yani devreleri yanmış.
Enerji merkezleri o olayın etkilerini halen yaşamaktadır.
Enerji merkezleri ağır hasar almıştır.
Onlar bunun farkında değil.
Sen onlara yüreğini açınca, sen onlara gerçek dost olanca içgüdüsel olarak içlerini, yüreklerini ve ruhlarını sana açıyorlar.
Aslında tedavi olmak istiyorlar.
Gerçek sohbet, yoldaşlık tedavi edicidir.
Bunu karşı tarafı çöp dökmek isteyen kamyon olarak algılamak son derece yanlıştır.
Rahmetli babam canını sıkan bir konuyu anlata anlata bitiremezdi, biri onun canını sıkmışsa, haksızlık yapmışsa.
Kafa şişirirdi.
Onun böyle yapması (içinin, devrelerinin yanması: enerji merkezleri yani çakraları ) onca yıldan sonra anladım.
Oğlu şehit olunca anasının, ailesinin içi (devreleri, enerji merkezleri) yanar.
Dostun intihar edince.
Başına büyük bir bela, haksızlık gelince.
Gerçek yoldaşlarla, yürekli insanlarla sohbet edeceğiz, çare olurlar.
Onlar bizi sömürmez.
Arıza vermek
Donması hislerin
Umutsuzluk
Karamsarlık
Depresyon
Yılgınlık
Sabah çok zor yataktan çıkması insanın
Enerji merkezlerinin kararmasıyüzünden (bu işin uzmanıyım, 24 saatim onlarla geçer)
Bütün karanlık his ve düşünceler enerji merkezlerinin kararması yüzünden ortaya çıkar
Bir atmaca ruhu ayarladım size bu yazıyla.
Siyah bir atın aşılmaz şerefi, onuru.
Geyiklerin karanlık ormandaki nefes alıp vermesi
Kelebek yumuşaklığı mavi vadide.
Bütün planınız onca yıldan sadece sağ kurtulmak üstüne olmalı.
Sadece hayatta kalmak.
Aksi halde başaramayan milyonların arasına katılacaksın!
Kaybetme!
Bu sitede en güzel yazıları yaşı küçük kızlar yazıyor.
Çok saf, temiz ve cici yazıyorlar. Okuduğum ilk yazıları.
Aferin size editör arkadaşlar, maşaAllah size!
Seçimleriniz çok güzel.
 Bütün arkadaşların özellikle 12 yaşındaki hallerine (ruh ve yürek dünyalarına) acayip büyük saygı ve sevgim var bilesiniz!
İnsanlar kurtarılacaksa 12 yaşında kurtarılır.
Çünkü yaş ilerleyince seri katil oluyorlar.
Yani kurtulamıyorlar.
Sonra intihar (bazıları) ediyorlar.
Ülkenin başına çöreklenip kalmış bunak siyasileri 12 yaşında kurtarabilseydik bambaşka bir ülke olurduk.
  
29 Aralık 2019 Pazar

İsa Kantarcı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KÖYLÜ… KIZ KEZBAN

  KÖYLÜ… KIZ KEZBAN     Sabahın erken saatleriydi, bölgede 3 gündür kar fırtınası vardı, yoğun rüzgarla kırbaç gibi yağan ince kar insana nefes aldırmıyor, her şeyi zora, ister istemez kanlı bir mücadeleye sokuyordu. Dağın yamacında 3 kişi kaplumbağa gibi ilerlemeye çalışıyordu, dizlerine kadar kara batmışlardı, bu üç adam elektrik onarım arıza ekibiydi, adamlardan biri çok öndeydi, yumuşak ve derin karda ilerlemekten nefes nefese kalmışlardı ve tamir çantası, ve boyunlarına asılı halatlar vardı, elektrikleri kesik olan köye ulaşmaya çalışıyorlardı. Ölüm tehlikesi altına çok zahmetli bir yürüyüşten sonra yamacın bir noktasında elektrik direkleri göründü, gri renkli dört ayaklı elektrik direkleri, Sibirya’daki evler gibi buz tutmuştu, saçaklar oluşmuştu, antik çağlardan bir kesit gibiydi, ya da buzul çağından. Yakında bakımsız; ama sert bir köpek, bir kadın ve bir adam göründü, ekibi bekleyen köylüler. Arıza olunca bu ekip kar fırtınasında bile, çığ altında kalma...

HER KIZ BİR GEYİKTİR ASLINDA ÇOCUKLUKTAN GERİ KALAN Ve HATIRLANMAYAN

Her Genç Kız Yasa Dışı Bir Örgüttür Aslında Bazı kızlar babalarının izinden gider. Babalarının kaderini yaşarlar. Anneleri ise canavardır, anneleri onlar için cehennemdir. En fena cehennemi hazırlarlar kızları için. Farkında olmadan. Kızın bütün yapması gereken farkına varmasıdır. Ne istiyor, ne yapmak istiyor, hayatta nereye gelmek istiyor? Hissettiklerine, düşüncelerine uyması gerekiyor. Kız ne yapması gerektiğini yaşayarak, acı deneyimlerden geçe geçe öğrenir. Kendi doğrusunu zamanla bulur. Hata yapa yapa bulur doğrusunu. Ki aileler hata yapmamasını ister kızlarının oğullarının. “Aman bizi utandıracak bir şey yapma, rezil oluruz.” Asıl düşman kimdir, nerededir? İçerdedir. Anne ve babanın tutumları. Katılıkları! Kızı baskı altına almaları, saygı denen şeyi hiç bilmemeleri. Bazı kızlar müthiş bir ışıkla doğar. Onlar çok büyük iyilikler yapmak için yaratılmışlardır. Onlar seçilmişlerdir. Bazısının elinde zikirmatik vardır (tramvayda gördüm...

Kediler ve İnsanlar

Edebiyat alemime “Kediler ve insanlar” adında çok kısa bir öyküyle adım attım. E edebiyat dergisi’nde yayınlandı, o dergiyi kaybettim, hikayeyi bulan bana atsın lütfen. Kedilerin zihniyeti küçük şeyler üstüne kuruludur, bir lokma yiyecek, biraz su. Her zaman kedilerim oldu, araba çarptı, kayboldular, hastalanıp öldüler filan. Taklacı güvercinlerim var, gece 3, 4 gibi uyanırım, sabah ayazında balkonda elimde küçük tencereyle şehriye ya da yoğurt çorbası içerim, bayılırım çorbaya. Yağmur yağar, acayip soğuk bu aralar hava. En sevdiğim yağmurlu havalardır. Bazı geceler gecenin 3’ü gibi gezmeye çıkarım kimi yollarda. Kedileri fark etmeye başladım kümesin orada, duvardan atlayıp bahçeye giriyorlar. Kediler kümesin önüne gidiyor, mahallenin kedileri. Birini ben büyüyüm, ala bir kedi, erkek, nerde olursam olayım beni tanır ve miyavlar, çok güçlü bir bağımız var. Yanımda sürekli kedi maması taşırım ve ona veririm, bu kedi mahallenin uzak çevrelerini turlar, ara ara gelir biz...